• BIST 99.512
  • Altın 236,416
  • Dolar 6,1294
  • Euro 7,2107
  • Lefkoşa 27 °C
  • Mağusa 28 °C
  • Girne 28 °C
  • Güzelyurt 26 °C
  • İskele 28 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

Deniz Kızı Eftalya

Hatice İNTAÇ

 DENİZ KIZI EFTALYA

 

 

 

Gel ey denizin nazlı kızı nûş-i şarab et

Çık sahile gel sinede bir âlem-i âb et

Mestane bakışlarla beni mest-ü harab et

Çık sahile gel sinede bir âlem-i ab et

 

 

  Yine buz gibi bir sabaha uyanmak ve bir de elektriğin olmadığını fark etmek ne kadar can sıkıcıysa canım öyle sıkıyor ve memleketi bu hallere getirenlere öfkem daha da artıyor. Neyse ki en azından güneşe malum oldu da (!..) yüzünü gösterdi. Az da olsa onun sıcaklığına sığınmaktan başka çare yok bugün… Bir de şarkılara....

 

Akşamdan dilime takılan eski bir şarkının etkisindeyim hâlâ… Onu dinleme hevesim maalesef elektriğin yokluğundan kursağımda kalıyor. Kendim söylemeye çalışırken soğuğu hissetmediğimi fark ediyorum. Ruhumu ısıtan Acemaşiran makamındaki bu şarkı ne zaman, kim tarafından bestelendi, sözleri kime ait ve kimin için yazıldı diye düşünmeden edemiyorum. Böyle huzur veren bir eserin yaratıcılarını merak etmekten kendimi alamıyorum.

 

                                                        *****

  Bu güzel eseri 1927 yılında Keman üstadı Aleko Bacanos Deniz Kızı Eftalya için     

bestelemiş ve Eftalya öldüğü zaman da onun kabri başında günlerce kemanı ile bu      şarkıyı çalmış ve söylemiş.

 

                      Eftalya 20. Yüzyılın başlarında yaşamış bir efsanedir. Jandarma yüzbaşısı Yorgaki  Efendinin kızı olarak 1891 senesinde İstanbul un Büyükdere semtinde doğdu. Yorgaki Efendi musikisever bir insandı. Evine gelen konuklara saz çaldığı dönemlerde, Eftalya da babasının yanında ve Galata kahvelerinde şarkılar söylerdi. Rivayetlere göre Eftalya  genç kızlığında, sıcak yaz gecelerinde bazen babasıyla bazen de tek başına Büyükdere’ den sandalla denize açılırmış.

                    “Mehtabiye” denilen musikili boğaz gecelerinin o zamanlardaki uzantısı sayabileceğimiz bu sandal sefalarında gece boyunca şarkılar söylermiş. Bir sandalla çıkılan bu mehtap turlarına çoğu zaman birçok sandal da eşlik edermiş. O büyüleyici sesle mest olan insanları taşıyan sandallar…  Ama kimse de bu güzel sesin sahibini bilmezmiş..  Bu güzel ses denizden geldiği için de sesin sahibine önceleri  “Deniz Kızı”  demişler.  O şarkı söylemeye başlayınca her şey susar;  sanki hayat dururmuş. Sonradan sesin sahibinin Eftalya olduğu öğrenilmiş.                  
 

Efralya’nın müzik yaşamı , Türk Müziğinin önemli bestecilerinden kemancı Sadi Işılay ile evliliğinden sonra gelişmiştir.  Türk Müziğini icra eden ilk kadın sanatçılardandır. Kendisi İstanbullu Rum bir ailenin kızı olmakla birlikte bir Türk ile evlenerek soydaşlarının Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldığı olaylar sonrasında bile burada kalmayı tercih etmiştir. Türkiye de yayınladığı ilk plaklarına isminin yazılması önce yasaklansa da, sonraları isminin önüne “Deniz Kızı” ibaresi ekleyerek İstanbul’da yaşamaya devam etmiştir.                       
 

İlk plaklarını 1923-1926 yılları arasında eşiyle birlikte Fransa da doldurdu. Aynı dönemde Avrupa ve Ortadoğu da konserler verdi. Dar-ül Elhan ( İÜ Devlet Konservatuarı ) adına plak dolduran ilk gayrimüslüm sanatçı olmasından dolayı tepki çekmemek amacıyla, doldurduğu 30 kadar plakta kendi adı yerine takma isimler kullandı.

Eftalya, plaklarıyla ününü İstanbul dışına da taşıdı. Deniz Kızı efsanesi uzun yıllar bu plaklarla canlı kaldı. Cumhuriyet Döneminde çok sayıda plak okuyan Eftalya, o dönemin tek gayrimüslim okuyucusu, aynı zamanda da ilk sahne sanatçılarındandı.   
Cumhuriyet döneminde Eftalya, Atatürk’ün huzurunda da şarkılar söylemiş ve onun beğenisini kazanmıştı. Bu yüzden daha sonra doldurduğu plaklarda kendi adını kullanmasına izin verilmiş ve bu plaklar “Deniz Kızı Eftalya Sadi Hanım” ismiyle çıkmaya başlamıştı.

 

  1936 yılının 4 Ağustos un da , Şirket-i Hayriye , Eftalya hanıma şükranlarını ifade için bir mehtabiye tertip etmiş; Eftalya  için ışıklar ve çiçeklerle donatılmış özel bir yer hazırlanmış.   Mehtap ve denizin nazlı kızı Eftalya’nın billur sesini dinlemek için birçok kişi iştirak etmiş bu geceye. Talep o kadar fazlaymış ki Şirket-i Hayriye tam 4 vapur kaldırmış Eftalya için. Bu özel geceden sonra ise ayrılık kapıya dayanmış. Eftalya o gece soğuk algınlığı geçirmiş ve rahatsızlanmış. Bir daha da toparlanamamış ve 15 Mart 1939 da sonsuzluğa uğurlanmış. 

Adına uygun biçimde denizden gelmiş, sonsuzluğa gidişine de yine deniz vesile olmuş. Işıklar ve nağmeler yoldaşı olsun.

 

 

 

 

                          

 

 

 

 


 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları