• BIST 1.127
  • Altın 501,192
  • Dolar 8,2591
  • Euro 9,6937
  • Lefkoşa 27 °C
  • Mağusa 29 °C
  • Girne 27 °C
  • Güzelyurt 24 °C
  • İskele 29 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 21 °C

GÖBEK BAĞI ve GÖNÜL BAĞI

Ayşegül Garabli

Bebek doğar doğmaz  göbek bağı kesilir.

Ama göbek bağı kesildi diye ne anne çocuğunu sevmekten vazgeçer ne de çocuk annesini.

Anne ile çocuğu arasındaki gönül bağı, yaşadıkları müddetçe sürer.

Annenin gölgesi çocuğunun arkasından hiç eksilmez ancak kendi kendine yetmeyi öğrenmesi için de gerekmedikçe hayatına müdahale etmez.

Elbette ki sevmediği için değil, tam tersine sevdiğinden yapar bunu.

Ancak eğer ki arada kötü niyetli, ya da çıkarcı insanlar varsa, bu durumu anne ve çocuğunun arasını açmak için kullanır.

Buna inanan da olur, inanmayan da, ancak sonuçta huzursuzluk yaşanır.

Tıpkı Türkiye ile Kıbrıs gibi.

Türkiye ana, Kıbrıs yavru.

Aralarında var oldukça sürecek olan bir gönül bağı var.

Tabi ki Türkiye’den kastım tüm Türkiye halkı, Kıbrıs’tan da kastım Kıbrıslı Türkler.

İşin içine siyaset girmediği müddetçe hiçbir sorun yaşamayan, hatta huzurlu bir şekilde yaşayıp, her şeylerini paylaşan iki halk.

Acılara hep beraber üzülüp, sevinçleri hep birlikte yaşayan iki halk.

Öyle ki, Türkiye liglerindeki her bir takımın Türkiye’deki halk kadar, Kıbrıs’ta da taraftarı vardır.

Öyle ki her Kıbrıslı Türk çocuklarını Türkiye eğitimine teslim eder.

Türkiyeliler de Kıbrıs’a.

Bir birlerinden kız alıp kız verirler. Sağlıklarını bir birlerine emanet edip, iş ve aşlarını paylaşırlar.

Bireysel olarak da, topluca da kimsenin milliyet ya da başka bir şey için bir biriyle derdi yoktur.

Her iki tarafta kötü niyetli, çıkarcı hatta kafatasçı yok mu?

Elbette var.

Çok afedersiniz ama her yerin ipeği de vardır köpeği de.

Her ülkede olduğu gibi.

Ancak istisnalar kaideyi bozmaz.

Tabi ki bu gruplar aradaki huzursuzluğu yaratan küçük bir ayrıntı ancak asıl sorun bu değil.

Asıl sorun yavrunun göbek bağını kesmeyi istemesi.

Tıpkı büyüyen bir evladın annesinin artık kendi varlığına saygı duyup, kararlarına güvenmesini istemesi gibi.

Tıpkı büyüyüp evlenen bir evladın, kendi evinde kendi kararlarını alıp, hayatına saygı duyulmasını istemesi gibi.

Bu isteğin ne gönül bağı ile ne de sevgi ile hiçbir ilgisi yoktur ama ne yazık ki aranın açılmasından çıkar sağlamak isteyenler bunu bu boyuta taşıyor.

Misal Türkiye’deki yöneticilerin Kıbrıs’taki politikalarına ya da  iç işlerine karışılmasına karşı çıkanlar bilinçli bir şekilde “Türkiye düşmanı” ya da “Türkiye’yi sevmiyor” şeklinde suçlanır.

Oysa ki Türkiye’nin içinde de bu yetkililerin politikasına karşı çıkanlar ve beğenmeyenler vardır.

Yapılan aynı şeydir ancak yaratılan algı farklıdır.

Örnek mi?

Mesela Türkiye’de yapılan seçimlere müdahale olmasını kim ister?

Türkiye’de seçime müdahale edilmesine karşı çıkanlar yok mu?

Hemen hemen herkes karşı çıkar.

Ancak aynı şey Kıbrıs’ta yaşandığında, yani Türkiye’den bir parti ya da yetkililerin KKTC’deki seçimlere müdahalesine karşı çıklıdığındaKKTC halkı direkt “Türkiye’ye karşı olmakla”suçlanıp, “Türkiye düşmanı” diye lanse edilmeye çalışılır.

Çünkü birileri bunu yaratmaktan nemalanır.

Çünkü birileri varlıklarını yaratmaya çalıştıkları “düşmanlık” algısı ya da “ırkçılık” söylemleri üzerinden sürdürürler.

Oysa olay çok basittir.

Yavru annesine “varlığıma saygı duy ben bir bireyim” diyor.

“Göbek bağımız kesilirse, gönül bağımız da kesilmiş olmaz” diyor.

“her zaman annemsin, başımın tacısın ama artık hayatım hakkında kararları ben alayım ve hayatımı ben yönlendireyim” diyor.

“Hep yanımda ol, hep yanında olayım ancak bir birimizin hayatına saygı duyalım, herkes kendi hayatını yönetsin” diyor.

“Benim kendi kararlarımı alma isteğim, seni sevmediğim anlamına gelmez.” diyor.

Kısacası, “göbek bağımı kesmezsen yaşayamam, ama gönül bağını kesersen de yaşayamam, göbek bağımı kes ama gönül bağımızı kesenlere de asla müsaade etme” diyor.

Evlat bunları söylüyor diye suçlu mu?

Evlat bunu istiyor diye vefasız ya da hain mi?

Yoksa çıkarcı insanların kurduğu bir oyun mu?

 

 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları