• BIST 12899.35
  • Altın 6740
  • Dolar 48.8475
  • Euro 56.1129
  • Lefkoşa 16 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Girne 20 °C
  • Güzelyurt 14 °C
  • İskele 17 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C

Basın-sen: Haberi paylaşan dahi ‘yayıncı’ sıfatıyla soruşturmanın muhatabı haline getiriliyor

Tüm yurttaşları, sivil toplum örgütlerini ve demokratik kamuoyunu; bu sürece karşı duyarlı olmaya, görüş açıklamaya ve ifade özgürlüğüne birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Basın-sen: Haberi paylaşan dahi ‘yayıncı’ sıfatıyla soruşturmanın muhatabı haline getiriliyor

Ceza Yasası’nda öngörülen değişiklikler, teknik bir ceza hukuku düzenlemesi olmayıp Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve kamuoyunun bilgi edinme hakkını doğrudan etkileyen nitelikte ağır bir müdahaledir. Tasarıyla getirilmesi planlanan hükümler, eleştiri, haber ve kamusal tartışmayı cezai yaptırım tehdidi altında bırakarak ifade alanını radikal bir biçimde daraltmakta; bu yönüyle demokratik kamu düzeninin vazgeçilmez unsuru olan çoğulcu tartışma ortamını zayıflatma riski taşımaktadır.

Ceza hukukunun amacı bireyi ve toplumu korumaktır; ceza normu, en ağır devlet müdahalesi olduğu için zorunluluk, ölçülülük ve son çare ilkeleriyle sınırlı biçimde uygulanmalıdır. Oysa tasarı, ceza hukukunu kamusal eleştiriyi baskılamanın ve siyasal denetimi, cezalandırmanın aracı hâline getirme tehlikesi taşımaktadır. Tasarıda yer alan birçok düzenleme, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin zorunlu kıldığı açıklık ve belirginlikten uzak; yoruma açık, muğlak ve sınırları belirsiz kavramlara dayanmaktadır. Bu durum, yurttaşların hangi fiil veya ifadenin suç oluşturacağını öngörebilmesini imkânsızlaştıracak; keyfi soruşturma ve kovuşturmalar için elverişli bir zemin yaratacaktır.

Bu bağlamda Ceza Yasası’na eklenmesi planlanan “zemmedici malzeme” tanımı, özel bir sorun alanı oluşturmaktadır. Tasarı, “bir kişiye ağır bir suç isnat ettiği”, “onu genel nefrete veya tiksinmeye maruz bıraktığı” ya da “toplumsal tepki doğurduğu” iddia edilen her türlü ifadeyi suç kapsamına alabilecek şekilde kurgulamaktadır. Oysa “ağır suç isnadı”, “genel nefret”, “tiksinme” ve “toplumsal tepki” gibi ifadeler hukuki ölçütlerle belirlenebilir nitelikte değildir; sosyolojik ve duygusal değerlendirmelere dayanmaktadır. Modern ceza hukukunda suçun unsurları nesnel, somut, ölçülebilir ve ispatlanabilir olmalıdır. Bu düzenleme ise suçun varlığını hukuki kriterlerden ziyade algıya, sübjektif yargılara ve yoruma bağlamakta; böylece kanuniliğin özüyle çelişmektedir.

Araştırmacı gazetecilik, kamusal gücü kullananların faaliyetlerini sorgulamak, kamu görevlilerini denetlemek ve kamu yararını ilgilendiren iddiaları görünür kılmak suretiyle demokratik sistemin denge-denetim mekanizmalarından birini oluşturur. Yolsuzluk iddiaları, kamu kaynaklarının kötüye kullanımı, yetki aşımı ve siyasal sorumluluklara ilişkin haberler, doğası gereği kamuoyunda tepki yaratabilir. Tasarıda öngörülen düzenleme, gazeteciliğin bu “doğal sonucu”nu suçun unsuru hâline getirerek, basın faaliyetini fiilen cezalandırılabilir bir risk alanına dönüştürmektedir.

Dijital çağda bilginin dolaşımı, yalnızca içeriği üretenlerle sınırlı olmayıp paylaşım, yeniden iletim ve atıf üzerinden genişler. Tasarı, “yayımlama” kavramını klasik basın faaliyeti sınırlarının ötesine taşıyarak aşırı geniş bir sorumluluk alanı yaratmaktadır. Paylaşmak, yeniden iletmek veya dijital ortamda erişime açmak gibi eylemlerin suçun maddi unsuruna dâhil edilmesi; bir haberi sosyal medyada paylaşan yurttaşı, bir açıklamayı yeniden ileten kişiyi, bir rapordan alıntı yapan akademisyeni ya da bir eleştiri metnini dolaşıma sokan aktivisti dahi “yayıncı” sıfatıyla ceza soruşturmasının doğrudan muhatabı hâline getirebilecektir. Bu, ifade özgürlüğü üzerinde ağır bir caydırıcı etki doğurur.

Tasarıda yer alan “organize dezenformasyon” ve “halk arasında korku ve endişe yaratma” suçları ise en yüksek risk taşıyan düzenlemeler arasındadır. “Yanlış olduğunu bilerek ya da bilmesi gerektiği hâlde” şeklindeki ifadeler, cezai sorumluluğu somut ve ispatlanabilir olgular yerine niyet okumasına ve varsayımlara dayandırmaktadır. Oysa ceza hukukunda esas olan, kişinin somut ve kanıtlanabilir kast ile hareket edip etmediğinin açık biçimde ortaya konmasıdır. “Bilmesi gerektiği” gibi muğlak ölçütlerin benimsenmesi, bireyin zihinsel dünyasına dair kabulleri cezai sorumluluğun temeline yerleştirir. Ayrıca korku, endişe, panik, karamsarlık gibi tamamen öznel sonuçların suçun unsuru hâline getirilmesi, kamusal tartışmayı ve haber akışını cezai tehditle bastırma sonucunu doğuracaktır.

Yabancı devlet ve yetkililerine yönelik hakaret düzenlemesi de kamusal eleştiri hakkı ile basının denetleyici işlevini doğrudan hedef almaktadır. Tasarıyla öngörülen yaklaşım, yabancı devlet yetkilileri hakkında yapılan rahatsız edici veya sert politik eleştirileri dahi cezai yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakabilecek; böylelikle dış politika alanında da eleştirel düşüncenin ve kamusal tartışmanın sınırlandırılmasına yol açacaktır. Diplomatik nezaket gerekçesiyle hukuki koruma alanı genişletilirken, kamuoyunun bilgi alma ve değerlendirme hakkı ikincil plana itilecek; basın, dış politika konusunda yalnızca resmî söylemi aktarmaya zorlanan edilgen bir konuma sürüklenecektir.

Bu nedenlerle açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Ceza Yasası’nda öngörülen bu değişiklikler, mevcut hâliyle kabul edilemez niteliktedir. İfade özgürlüğünü daraltan, basını ve yurttaşları sürekli ceza tehdidi altında bırakan düzenlemeler, demokratik bir toplumda meşru ve orantılı kabul edilemez. Tasarı derhâl geri çekilmeli; basın örgütleri, hukukçular ve sivil toplumun katılımıyla, ifade özgürlüğünü ve kamusal denetimi esas alan bir yaklaşımla yeniden ele alınmalıdır.

Tüm yurttaşları, sivil toplum örgütlerini ve demokratik kamuoyunu; bu sürece karşı duyarlı olmaya, görüş açıklamaya ve ifade özgürlüğüne birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Basın Emekçileri Sendikası

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÖNE ÇIKANLAR
  • “INNER TALKS” Sergisi ART ROOMS’da Açıldı
  • Berlin'de bir ilki başardı: Sol Partili Elif Eralp kimdir?
  • Sağlıklı Bir Beslenme Çantasında Neler Olmalı?
  • Sıcakta ruh sağlığını korumak için yapılması gerekenler
  • 16. Uluslararası Lefkoşa Halk Dansları Festivali 27 Ağustos'ta başlıyor
  • Babutsa Festivali Mustafa Ceceli konseriyle tamamlandı
  • Kaybolan kedi, 10 yıl sonra evine geri döndü
  • Teoman, Kıbrıs’ta Müzikseverlere Unutulmaz Bir Gece Yaşattı
  • Alagadi Fest 2026’da iki günde iki dev sanatçı: Binler İrem Derici ve Melek Mosso ile çoştu
  • Kaygı azaltmaya yardımcı dört hobi
  • Süt dışında kemiklere yarayacak beş yiyecek
  • İsrail'de 2 bin 500 yıllık ilk kez bulunan Kıbrıs sikkesi
  • 2026 Dünya Kupası’nın sahibi İspanya!
  • İşitme kaybı geri döndürülemiyor: Kulaklarınızı nasıl koruyabilirsiniz?
  • Hava Trafik Kontrolörleri Sendikası: Pas geçme uçuş emniyetinin gereğidir
  • Kıbrıs, dijital euro için pilot uygulamaya dahil edildi
  • 2026 Dünya Kupası’nda ilk finalist İspanya
  • Balıkçılık sektörünün mevcut durumu Laguna’da masaya yatırıldı
  • KAYAD: Lapta'daki cinsel taciz iddiasında mağdur çocuk sayısı yediye yükseldi
  • Bitter çikolata sağlıklı mı? Faydaları ve riskleri neler ve ne kadar tüketilmeli?
1/20