• BIST 89.930
  • Altın 214,135
  • Dolar 5,3949
  • Euro 6,0832
  • Lefkoşa 18 °C
  • Mağusa 17 °C
  • Girne 19 °C
  • Güzelyurt 15 °C
  • İskele 17 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 2 °C

Çocuğunuz internete bağlansın ama bağımlı olmasın

Melin ULUÇ

Bağımlılık dendiğinde akla ilk alkol madde gelmekte değil mi?             

Evet…’’Çocuktur nasılsa hava da soğuk-sıcak zaten ne yapsın dışarıda otursun oynasın işte hem ben de işimi daha rahat yaparım’’ modelindeki düşünce yapısı çok yaygındır, kimse de kötü düşünmez. Bağımlılık kelimesi kullanıldığında birçok insanın aklına alkol ve madde kullanımına bağlı bağımlılık gelse de, bağımlılık kavramının kapsamı çok daha geniştir. Alkol ve uyuşturucuların vücuda alınması ile oluşan biyolojik bağımlılıkların yanında davranışsal boyutta insanı çok zorlayan aşırı ve riskli bir şekilde kumar oynama gibi durumlarda,  bağımlılık kavramı içinde ele alınmaktadır. Başka bir deyişle bilinen bağımlılık dışında davranış açısından da bağımlılıklar vardır. Peki nedir bağımlılık? Bağımlılık genel olarak bir kişinin, bağımlı olduğu nesneden uzak kalamaması ve bu nesneye ulaşamadığında yoksunluk belirtileri göstermesi, arama davranışı içine girmesi ile tanımlanabilir.  İnternet ve teknoloji bağımlılığı da aynen diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin kendi iradesi ile kontrol edemediği, kendini o davranışı yapmaktan alıkoyamadığı ve bağımlısı olduğu teknolojik ürüne ulaşamadığında yoksunluk yaşadığı bir durum olarak tanımlanabilir.  Son yıllarda hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yerini alan internet,  televizyon, cep telefonları, video oyunları ve aklınızın alabileceği bütün teknolojik ürünler diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi aslında,  altında benzer biyolojik mekanizmaların yattığı düşünülen, davranışsal bir bağımlılığa doğru bizleri sürüklemeye başladı.  Gelişen teknoloji,  insanların yaşam tarzlarını ve alışkanlıklarını hızla değiştirmektedir.  Hızımız arttı, şehirler birbirine yaklaştı, dünya küçüldü. Toplumların kültürleri de birbirine yaklaştı ve geçirgenlikler olmaya başladı. Bilgisayar başındaki çocuklar ve gençler, anne babasının yerel kültüründen etkilendiği gibi; sanal dünyada oluşan yeni bir kültürden de etkilenmektedirler. Böylelikle eskiden eserimiz kalmamaktadır.

Gerçek manada sosyalleş(e)miyorlar

Artık günümüzde büyüyen şehirlerle kaybolan oyun ortamları çocukları eve kapatmıştır. Bilgisayar oyunlarına mecbur kalan çocuklar, oyun oynarken de arkadaşları ile sohbet etmektedir. Internet üzerinden sosyalleşme öyle bir duruma gelmiştir ki yan yana gelen çocuklar adeta konuşmayı unutmuş gibi sessiz kalmaya başlamışlardır. Önlerinde klavye ya da mikrofon olmadan konuşamaz olmuşlardır. Terim anlamıyla oyun, çocuğun sosyal ve akademik olarak gelişmesini sağlayan araçtır. Çocuk için oyunlarda ödüller vardır ve bu durum çocuğun oyun oynamaktan zevk almasını sağlar. Çocuk, oyun oynarken kendini fiziksel ve zihinsel olarak geliştirebilir. Çocuğun oyundaki ödülleri, bir aşamayı geçmek, arkadaşını yenmek ve takdir toplamak gibi örneklendirilebilir. Fakat bilgisayar oyunları, dışarda oynanan oyunlardan daha fazla ödül ve renklilik içerir. Bu oyunlar çocukların onlara bağlanması için beynin rekabetçi tarafına seslenmektedir. Bu nedenle gerçek manada bir sosyal ortamın oluşmamasından ziyade zararlı hırs dediğimiz ‘’hep ben, sadece ben’’ manatalitesi baş göstermektedir. Bu çocuklar zamanlarının çok büyük bir kısmını bilgisayar başında geçirirler. Yemek yemek, ders çalışmak, aileyle sohbet ve hatta uyumak bile onlar için vakit kaybıdır. Bilgisayarı bırakıp okula gitmek bile istemezler. Rüyalarında hep oynadıkları oyunla ilgili şeyler görürler. Oyun içinde bütün duyguları yaşarlar. Oyun, gerçek dünyadan daha fazla önemli olmaya başlar. Artık bütün işleri aksamaya başlar, okuluna geç gider, ödevini yapmaz, gitmesi gereken randevularına gitmez hatta arkadaşlarıyla görüşmeyi azaltır. Kendine uygun, bu alışkanlıkları rahatlıkla konuşabileceği bir çevre edinmeye başlar.  Böylece çemberi daralan çocuk iyice gerçeklikle arasını açar ve bu çemberi belki de isteyerek belki de bir dürtü vesilesiyle oluşturur.

Farkına varın

 Tüm bu belirtiler gözden kaçırıldığı durumda problem pek de hafif sıyrıklarla atlatılmayacaktır. Kişi artık internet başında olmayınca, yoksunluk belirtileri gösterir. Oyun oynayabilmek , internetin başına geçebilmek için anne-babasına ve çevresine yalan söylemeye başlar. Çocuklarda oyundaki karakterleri yükseltebilmek için evden hırsızlık bile yapabilir. Duygulanımı değişir, depresyon, anksiyete gibi hastalıklar yaşayabilir. Oyunda bir aşamayı geçememek ciddi hayal kırıklıklarına ve depresyona neden olabilir. Ayrıca internet çocukların ve gençlerin okul başarısını ciddi şekilde etkileyebilir. Ders çalışma zevki tamamen bitebilir ve yüksek not almak artık onu motive etmeyebilir.Bu belirtiler yoksunluk belirtileridir ve, işlevselliği ve aile içi işleyişi oldukça bozmaktadır. İlerleyen vakalarda oyundan artık eskisi kadar keyif almamaya başlar, oyun ve internet başındaki süreyi arttırır. Gerçek kişiliğinden farklı bambaşka bir insana dönüşmeye başlar. Bu noktada herşeyi yapabilecek duruma gelen kişi her türlü tehdite açık hale gelir.

Neler yapılmalıdır?

Tamamen interneti ve oyunu yasaklamak çözüm değildir.  Aileler çocuğun veya gencin ilgisini çekebilecek başka faaliyetler bulabilmek için araştırma yapmalıdır. Çocuğun ve gencin, sosyal ve spor faaliyetleri bilgisayar başında en çok kaldığı saatlere kaydırılırsa, bilgisayar başında kaldığı süre bir miktar azaltılabilir. Bunun yanısıra çocuk ile anlaşarak bilgisayar başında kalma süresi kısıtlanabilir. Kısıtlanan bu süre bitince anne-baba zorla da olsa bilgisayarı kapatır. Başta çok zorluk çekseler bile zamanla bu alışkanlık oturacaktır. Tatillerde, gezilerde özellikle çocukların bilgisayardan uzak tutulması gerekir. Anne baba da bilgisayardan uzak durmalıdır. Ailelerin çocuklarıyla birlikte internette biraz vakit geçirmesi faydalıdır. Çocukla internette sörf yapıp çocuğun durumunu takip eder ve oluşacak sorunlara yardım edebilir. Bilgisayar, salon gibi göz önünde bir yer de anne-babanın kontrolünde durmalıdır. Bilgisayar başındaki süreyi kısıtlayın. Çocuk ve gençleri internetten gelecek zararlar konusunda uyarın.  İnternette neler yaptığını konuşun. Size bir şeyler öğretmesine izin verin. Güvenlik programları alın ve bu konularda bilgisayar uzmanlarına danışın.Tüm bunların yanısıra bir profesyonel tarafından desteklenen bir program sağlanmalı ve aile ile birlikte planlanmış terapiler şeklinde gidilmelidir.  

Unutmayın; bu durumlar karşısında aileler yeterince farkındalıklı ve özverili olmalıdır. Özellikle sorunlu çocuk ve gençlerde, ailelerin bilgisayar bağımlılığı konusunda uyanık olmaları gerekir. Tam bir bağımlılık gelişmeden önce fark edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları