Detay Kıbrıs Gazetesi Bugün
  • BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • Lefkoşa 24 °C
  • Mağusa 24 °C
  • Girne 25 °C
  • Güzelyurt 22 °C
  • İskele 25 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 16 °C

İki Çocuk ve mahvolan iki hayat….

Ayşegül Garabli

Birisi, 14 yaşında bir erkek çocuk .

Diğeri  3 yaşında bir kız çocuğu.

Bilinçsizliğin Cehaletin ve toplumsal yozlaşmanın, hayatlarını mahvettiği iki çocuk.

Cinselliğin, kızlar için, tabu, günah ve ayıp olarak kabul edildiği, erkeklerde ise gücün sembolü olarak görüldüğü bir toplumda yetişmenin bedelini ödeyecek olan iki çocuk.

14 yaşında olan erkek çocuk, 3 yaşındaki kız çocuğu, boş bir soğuk hava deposuna götürerek, cinsel istismarda bulunuyor.

Yani büyüklerinden duyduğu ama hiçbir zaman bir büyüğü tarafından doğru bilgilendirilmediği cinselliği denemek istiyor.

Belki de öğrenmek istiyor.

Şimdi bu çocuğun yaptığı şeyi neden hata olarak görüyorsunuz ya da neden şaşırıyorsunuz desem aforoz edilirim her halde.

Ancak, en yakınındaki büyükleri bile, erkeklerin cinsel isteklerini ve kadınları bu konuda bir meta olarak görülmesini normal karşılamıyor mu?

Yeri geldiğinde en yakınındaki erkek bile, bir kadına duyduğu arzuyu dile getirirken, bunun kendinde bir hak olduğu algısını yaratmıyor mu?

Çevresinde yapılan cinsel içerikli esprilere gülünerek , çocukta bu konuda bir istek uyandırılmıyor mu?

“Ananı s**yim” gibi seviyesiz küfürlerle, kadın aşağılanıp, erkek ise kadını bu yolla aşağılayıp cezalandırabilecek güçte gösterilmiyor mu?

Evlilik dışı yaşanan bir ilişki, “erkeğin elinin kiri”, kadının  “yüz karası” olarak görülmüyor mu?

Tecavüz olayında bile erkek, “erkektir yapar” denerek kahramanlaştırılırken, kadına “ or*pu” damgası vurulmuyor mu?

Hatta böyle bir durumda bile, “kadın kuyruk sallamış” olmuyor mu?

Televizyonlarda, medyada hatta dizilerde, cinsellik, taciz ve tecavüz, seviyesiz bir şekilde gösterilip , özendirilerek normalleştirilmiyor mu?

Tecavüzcüler, toplum tarafından yeteri derecede tepki görmediğinden ve hukuksal açıdan caydırıcı cezalar almadığından dolayı meşrulaştırılmıyor mu?

Çocuk istismarcılarının bir çoğu, din kisvesi altında abuk subuk açıklamalar yaparak, toplumu bu konularda duyarsız hale getirmiyor mu?

Çocukların tam gelişim çağında merak ettikleri konular, “ayıp” ve “günah” denerek daha da gizemli hale getirilmiyor mu?

Hatta erkek çocuklarına, sünnet  düğünü olayıyla ,” senin cinsel organın değerlidir ve seni erkek yani güçlü yapar” mesajı verilmiyor mu?

E o zaman neydi olacağı?

14 yaşındaki bir çocuğun, hormonlarındaki değişimin etkisiyle, merak ettiği cinselliği öğrenmek için kendisine tanıdık gelen hatta hak olarak görülen bu yöntemi seçmiş olmasına neden şaşırıyoruz?

Kaçımız, kız olsun erkek olsun çocuğumuza cinsel konularda bilgi verip, hatta kendisini nasıl koruyacağını öğretiyoruz?

Peki elbirliği ile 14 yaşındaki bir çocuğu, çocuk istismar etmeye yöneltmişsek, o çocuğun poliste ve mahkemelerde ne işi var?

Belki de ömür boyu “tacizci” ya da “tecavüzcü” damgası yiyecek.

Islah evi olmadığı için, gerçi olsa ne olacak, amaca hizmet etme zihniyeti olmadıktan sonra, ama yine de olmadığı için bu çocuk, kendisinden kat be kat büyük tecavüzcülerin arasına konulacak.

Belki de orada kendisi de tecavüze uğrayacak.

Cezasını(!) çekse bile bu toplum ona hep suçlu gözüyle bakacak ve sonuçta gerçek bir suçlu yaratacak.

Yani öğrettiklerimiz ya da öğretemediklerimizle, hatta örnek teşkil etmemizle 14 yaşındaki bir çocuğun hayatının mahvoluşuna seyirci kalacağız ya da O’nu yaşının üstünde ve yetiştirdiğimiz çevreden bağımsız görüp, cezayı az bulacağız.

Peki ya tacize  uğrayan 3 yaşındaki çocuk ?

Yaşadığı bu travmayı nasıl atlatacak?

Yaşadığı bu travma karşısında, ileriki yaşamını nasıl sürdürecek?

Çok iyi bir psikolojik destek almazsa, kendi başına bu travmayı atlatabilecek mi?

Kaldı ki, ne kadar destek alırsa alsın, bu travmanın bıraktığı izleri, hayatının çeşitli dönemlerinde hatırlayıp rahatsızlık duyacak mı?

İyi de sevilmenin ve okşanmanın, güzel bir şey olduğunu düşünecek ve hatta buna ihtiyaç duyacak bir yaştaki çocuğa, anlayacağı dilde, ürkütmeden, “iyi amaçlı sevme” “kötü amaçlı sevme” ne demektir anlatıp, tehlikelere karşı nasıl korunacağını öğrettik mi?

Vücudunun hangi bölgelerinin sevilip, okşanabileceğini öğrettik mi?

Madem ki bu denli tehlikeli bir ortam yaratılmasına göz yumduk, o zaman çocuklarımızı, başkalarıyla gitmemeleri gerektiği konusunda uyardık mı?

Hepsinden öte, bu bir eğitim sorunudur.

Bu bir kültür sorunudur ve bu bir, denetimsizlik sorunudur.

O zaman birer veli olarak, eğitim sisteminin bu denli yozlaştırılmasına,

Birer anne ve baba olarak, toplumsal değerlerin ve kültürün yok olmasına,

Ekonomik eşitsizlikten dolayı, anne ve babaların çocuklarına gerekli zamanı ayıramamasına,

Adaletsizliğin hat safhada olmasına ve ülkedeki başıboşluğa  neden ses çıkarmıyoruz ?

Neden 14 yaşındaki bir çocuğu tacizci, 3 yaşındaki bir çocuğu da istismar eden bu sistemin yaratıcılarını ve kendimizi sorgulamıyoruz?

Neden erkekler, kendilerine eğlence ve güç olarak  gördükleri cinselliğin, çocuklarının geleceğine zarar verdiğini görmüyorlar?

Ve neden hala daha bazı anneler, erkeklerin cinsel dürtülerini  istedikleri gibi yaşamalarını normal kabul ederek, mağdur çocuklar ve kadınlar yarattıklarının farkına varmıyorlar?

Öyleyse bu iki çocuğun hayatını mahveden suçlu kim??

Sistem mi?

Öyleyse sistem kim??

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Detay Kıbrıs | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 392 444 79 79 Faks : +90 392 227351