• BIST 2.438,84
  • Altın 964.455
  • Dolar 16.1904
  • Euro 17.3519
  • Lefkoşa 29 °C
  • Mağusa 28 °C
  • Girne 27 °C
  • Güzelyurt 26 °C
  • İskele 28 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Yargıtay Daha Önce, ‘Dilini Keserim’ Sözünü Tehdit Saymış

Yargıtay’ın geçmişteki bir davada ‘dilini keserim‘ sözünü ‘tehdit‘ olarak değerlendirdiği ve sanık hakkında verilen beraat kararını bozduğu ortaya çıktı.
Yargıtay Daha Önce, ‘Dilini Keserim’ Sözünü Tehdit Saymış

Sezen Aksu’nun 2017’de çıkardığı ‘Şahane bir şey yaşamak’ şarkısının sözleri, Aksu’nun 31 Aralık 2021’de şarkıyı sosyal medyadan yeniden paylaşmasının ardından gündeme gelmişti. Şarkıdaki ‘Binmişiz bir alamete / Gidiyoruz kıyamete / Selam söyleyin o cahil / Havva ile Adem’e’ sözleri nedeniyle bazı Twitter kullanıcıları Aksu’ya karşı hakaret ve tehdit içerikli paylaşımlarda bulunmuştu. Tartışmaların ardından topa giren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da “Hz. Adem efendimize uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” açıklaması yapmıştı.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin kararına dayanak olay, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yaşandı. Davaya konu olayda iki kişinin tartışması sırasında taraflardan biri diğerine, “Dilini keserim” dedi. Mağdur dava açtı. Yargılamanın ilk aşaması Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme sanığın bu sözü karşısında beraat karar verdi. Kararı Küçükçekmece başsavcılığı temyiz etti.

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesi önce ‘tehdit‘ suçunun şartlarını değerlendirdi ve şu tespitlerde bulundu:

Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle çok istisnai haller hariç mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder.”

Kararda, ‘olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de öneminin olmadığına’ vurgu yapıldı.

Dairenin kararında, sanığın da dava konusu olan sözleri kabul ettiğine dikkat çekilerek, yerel mahkemece beraat kararı verilmesindeki isabetsizliğin gerekçesi şu ifadelerle aktarıldı: “Sanığın aşamalardaki savunmasında, aralarında çıkan tartışmada mağdura, ‘Senin dilini keserim’ dediğini beyan etmesi, yerel mahkeme tarafından da sanığın mağdura anılan tehdit sözlerini söylediğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın mağdura söylediği kabul edilen, ‘Senin dilini keserim’ şeklindeki sözlerinin TCK’nın 106/1-1. cümle kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında yasal olmayan gerekçeyle atılı suçtan beraat kararı verilmesi… bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay’ın kararında dava konusu olaydan sonra TCK’nın tehdit suçunu tanımlayan 106’ncı maddesinin 2016 yılında yapılan yasa değişikliğiyle ‘uzlaştırma‘ kapsamına alındığı hatırlatılarak, yerel mahkemece önce uzlaştırma işleminin uygulanması, sanığın durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesi istendi.

Dördüncü Ceza Dairesi’nin 29 Kasım 2018 tarihinde verdiği 2014/33813 esas sayılı karar, oybirliğiyle alındı.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler