• BIST 101.971
  • Altın 229,623
  • Dolar 5,3205
  • Euro 6,0379
  • Lefkoşa 9 °C
  • Mağusa 11 °C
  • Girne 11 °C
  • Güzelyurt 7 °C
  • İskele 11 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

ÇOK ŞEY Mİ İSTİYOR??

Ayşegül Garabli

Sn. Mevlüt Çavuşoğlu,

Kıbrıs ve Kıbrıslılara olan sevginizi anlıyoruz ancak Kıbrıs’ın yaşam şartlarını ve Kıbrıslıyı tanımak için Kıbrıs’ta yaşamak lazım.

O yüzden izninizle haddim olmayarak biraz Kıbrıslılardan söz etmek istiyorum.

Çünkü çevrenizde size bilgi verenlerinKıbrıs ve Kıbrıslılar konusunda sizi yanıltıyor olmalı.

Kıbrıslılar naif ve hoşgörülü insanlardır ancak bir o kadar da kırılgandırlar.

O yüzden “besleme” çocuk muamelesi görmek kırar onları.

Sizin çocuğunuz var mı bilmiyorum ama hani evladınızı çok seversiniz ama her şeyde onların yerine karar vermeniz ya da evlerinin içine karışmanız nasıl ki onları kimliksiz bırakıp kırar ya, işte öyle.

Kıbrıslılar da sürekli neler yapmaları gerektiğini duymaktan ve onlar yerine karar verilmesinden mutlu olmadığı gibi bu konudan haklı olarak şikayetçiler.

Ürettikleri zaman mutluydular.

Şimdi üretimden koparılmak ve bağımlı hale getirilmek onurlarını kırıyor.

Haklı değiller mi?

Siz kendi evinize karışılmasını ister misiniz?

Mesela inancınızın sorgulanıp ,”İlahiyat kolejine ihtiyacınız var” denmesini kabul edebilir miydiniz?

Kaldı ki hangi halk böyle bir talepte bulundu?

Gerek Kıbrıslılar gerekse gelip Kıbrıs’ta bir hayat kuran göçmenlerin çoğu, Kıbrıs’ta  demokratik, laik, hoşgörülü bir kimlik geliştirmiştir.

İnançları da hayat felsefeleri de hoşgörü ve paylaşım üzerine kurulmuştur.

Kaldı ki siz Türkiye’de var olan  450 İmam Hatip okulunu 10 yılda  4 bine çıkardınız  ancak bu sürede gençlerin deist olduğunu yine siz açıkladınız.

Bu gerçeği tecrübe etmişken “Kıbrıs halkı bir İlahiyat Koleji daha istiyor” denmesini nasıl gerçekçi bulabiliyorsunuz?

Keşke halkı başkalarından dinlemek yerine kendiniz tanısaydınız.

Size söylenen” Bunlar Türkiye düşmanı” söylemini koşulsuz kabul edeceğinize, “bu insanlar gerçekte ne istiyor” diye kendiniz sorsaydınız. 

Çünkü Kıbrıs halkının bir ilahiyat kolejine değil öncelikle kimliklerine ve varlıklarına saygı duyulmasına ihtiyacı var.

Dünyada saygın bir yer edinmeye ihtiyacı var ve bunun da öncelikle  Türkiye’nin kendileri ile saygın bir ilişki içerisinde olması ile mümkün olabileceğini biliyorlar.

Üretmeye ve ürettikleriyle kendi kimlikleriyle kendi ülkeleri hakkında kendileri karar vermeye ihtiyaçları var.

Her şeyden önce ülkelerinin nüfusunu bilmeye ihtiyaçları var.

Yaşayan nüfusa verebilecekleri sağlık hizmetine ihtiyaçları var.

Şu an hastanelerde ilaç bulunmazken, hastaneler içler acısıyken, okullar yıkılıyorken, eğitim sistemi bitmişken “ilahiyat koleji” hiç ihtiyaçları değil.

Yani demem o ki; Kıbrıs halkının kendi kendini yönetmeye ve seçtikleri cumhurbaşkanlarına saygı duyulmasına ihtiyaçları var.

Gelecekleri hakkında kendi kararlarını kendilerinin vermesine ihtiyaçları var.

Türkiye ile saygın ilişkiler içerisinde iki devlet esasında ilişkilere ihtiyaçları var.

Siyasilerin yaptığı hatalardan dolayı iki halkın bir birine düşman edilmemesine ihtiyaçları var.

Kültürüne ve varlığına saygı duyulmasına ihtiyacı var.

O yüzden bu halk İlahiyat Koleji değil, egemenliğini ve özgürlüğünü istiyor.

Bunu istemenin de en doğal insan hakkı olduğuna inanıyor.

Sizlerin de bunu anlamanızı bekliyor.

Besleme değil, kendi ülkesinin efendisi olmak istiyor.

Çok şey mi istiyor?

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları